Cuma

çok

büyük hayallerim yok.
büyük gözükmelerinin nedeni ise
onları seviyor olmam.

Pazartesi

içim

parmesan yedi.
damağında hala tadı olmasının yanı sıra
ruhsal hazımsızlığı da bitti midemin.
şimdi yeni kalıbı bekliyorum.
yanaklarım bu mutluluktan kıpkırmızı.

Çarşamba

herşeyinle

bana benzeyebilirsin.
ama ellerin...
ellerinin çirkinliği 
seni sen kılıyor.
sırf bu yüzden
onda olduğum yere
hiçbir zaman ulaşamayacaksın.
boşuna debelenme küçük.

Cuma

limon

damlatırlar ya süte;
seninle ilgili her ayrıntıda
içim öyle kesiliyor.
bu fermantasyonun şifası 
var mıdır, bilemem.

peri dili.


Çarşamba

bencil

olabilmeyi çok istedim;
sevdiğim şeyleri, kişileri kendime 
ait kılmayı.
hep bir anlık...
sonra karşıma bir ben çıktı,
o'na ait kıldım kendimi.
ruhlarımız kadar tenimiz de sevişsin istedim.
dokusunu hissettiğimde ise büyü bozuldu.

ve katina işaret parmağını sallayarak tekrar hatırlattı;
"o'na sakın dokunma, dokunursan gider."

arkasından bir avuç taş bile dökemedim...
hoşçakal.